Marble Surface
  • 87GS

TANJU FENER'E... KISIM - 1

KISIM 1


Samsunspor, 1985 yılında Türkiye 1. Futbol ligi’ne yükseldiğinde müthiş bir sezon geçirmişti. O dönem 22 yaşında olan Tanju Çolak daha o zamanki adıyla 1. Ligde oynamadan yıldız olmuştu. 2.ligde attığı goller TRT’de kolaj yapılmış, yayınlanıyordu. Herkes bu yeni golcüyü merak ediyordu. Öyle ki, sezon başlayınca takım elbisesiyle Pazar programı “Spor Müzik Magazin” programına çağrılmıştı. Ayak üstü Cenk Koray’la sohbet ettiler.


O dönem Hasbi Menteşoğlu başkandı Samsunspor ’da ve takımı dağıtmadı. Tanju ve diğer futbolcular takımda tutuldu. Lige de fırtına gibi girip üst sıralarda oynadılar, büyüklere kök söktürdüler. Samsunspor için 5. Büyük denilmeye başlanmıştı. Son şampiyon Fenerbahçe’yi iki sezon üst üste 4 golle yendiler. Dolmuş/minibüslerde “Arkayı Fenerleyelim” lafının kökeni o maçlara dayanır.

Kadroları müthişti: Zafer, Emin, Fatih, Orhan, Muzaffer, Rıfat, Erol gibi adını duyurmuş oyuncular vardı.


Hasbi Ağa o dönemlerde çok popülerdi. Kırkpınar ağalı da yaptı. Şampiyonluk hedefi koydu. Tutmasa da ligde müthiş bir rüzgar estirtti birkaç yıl. Menteşoğlu gidince Samsunspor da yıldızlarını büyüklere kaptırdı. Tanju da gönlündeki takıma gitme imkanı yakaladı.

Tanju Çolak, Galatasaray’a ilk transferini 1987 yılının Haziran ayında yapmıştı. Heyecanlıydı. Basın ilgi gösteriyordu. Önemli olanın Galatasaray’da oynamak olduğunu söylüyordu. Mutluluktan uçtuğu her halinden belliydi. Gazeteler peşindeydi. Ev yaşantısı, beğenileri, örnek aldığı futbolcular... hepsi merak konusuydu...

Neuchatel ve Monaco’da başrollerde idi.

Magazinin ilgisi ise giderek arttı. Detayını bilen hatırlar...

1989 yılında ikinci kez mukavelenin başına geldi. 83-84 sezonundan bu yana oynadığı tüm sezonların gol kralı olmuştu. Tam 27 gol atmış ama bu kez gol kralı olamamıştı. O senenin şampiyonu Fenerbahçe’nin golcüsü Aykut Kocaman kıl payıyla da olsa önde bitirmişti yarışı.

Yine de popülaritesi zirvede idi. Yurt içi ve yurtdışı talipleri vardı. Monaco başta olmak üzere Avrupa’da onu takımında isteyen kulüpler vardı. Tanju belki de hiçbirisini dikkate almadı.

Diğer yandan takımda sanki Köln’deki Monaco zaferinden sonra yükselme devri bitmiş gibi idi. Denizli’nin durumu net değildi. Bir yandan Udo Lattek gibi isimler gazetelere düşüyor, diğer yandan Denizli ile devam edilecek mesajları geliyordu.


Bu kez anlaşma aşaması daha uzun sürdü. Yöneticiler onu uzun uğraşlarla ikna ettiler. Tanju Çolak bir benzin istasyonu istiyordu. O dönem 1 milyar 400 bin lira ücretle 2 yıllık imzayı attı. Kendisine benzin istasyonu konusunda da yardımcı olunacağı sözü verildi. Söz verildiği gibi de, imza sonrası benzinlik arsası için Kadıköy Belediyesine gidildi. Belediye başkanına durum arz edildi ama istenilen yanıt alınamadı. Tanju bir proje ile gelsin dediler.





















Sonraki sezon, yani 1989-1990, Galatasaray’ın müthiş transferlerin takıma katıldığı yıl oldu. Fenerbahçe'den en gözde zamanında Hasan Vezir kaçırılarak alındı. Serhat, Ceylan, Ziya, Rafi, Erdal Keser, Taner...

Denildi ki: Bu sene Galatasaray vermezse kimse şampiyon olamaz. Denizli ayrıldı. Yerine İzlanda Milli takımıyla bizi İtalya’daki Dünya Kupası Finallerinden eden Alman Hoca Sigfrield Held getirildi.

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Amaçsız bir sezon geçti. Eski yeni uyumu olmadı. En zengin kadro, istikrarsız sonuçlar aldı.

Ertesi sene Denizli tekrar döndü takıma. Takım toparlandı. Simoviç, küçük Savaş, Büyük Savaş ve İlyas başta olmak üzere 87’nin sembollerini gönderdi. Ligin en kuvvetli takımı görünümü vardı. Ligde final niteliğindeki Beşiktaş maçını 0-2’den 3-2 kaybedince arkadan gelen BJK bu avantajı tekrar vermedi. Aynı rakibi kupada elemişti Galatasaray.

1990-91 sezonunun bitiminde yeni mukavele gelecekti Tanju’nun önüne. İki sene ara verdiği krallığı 31 gol atarak yeniden almış, masaya eli kuvvetli oturmuştu. Fenerbahçe’de peşindeydi üstelik. Hatta kendisi de Fenerbahçe’nin peşinde idi.


Diğer yandan da, Tanju’nun aleyhine denilebilecek özel hayat konuları da tırmanış göstermişti. Bu durum kulüp içerisinde oldukça rahatsızlığa neden olmuş ve olmaktaydı. İki sene önce onu ikna etmek için seferber olan yöneticiler, sanki bu kez o kadar da gönüllü değillerdi.

Tanju da bu durumun farkındaydı, çevresi de...

Yine formdaydı Tanju... 20 Mayıs 1989 günü Aydınspor’a 5 gol birden attı. Bu goller Avrupa'daki rakipleri ile yarışında da önemliydi. Tanju’nun kapasitesini bilenler için sürpriz değildi bu 5 gol. Sürpriz olan ertesi gün gittiği görüşme oldu. Her ne kadar basını atlatmaya çalışsa da basın bu çalımı yemedi. Aslında kaçak göçek bir görüşme değildi bu. Futbol şubesi sorumlusu Yurdaşen Karahasan’a bildirilmiş ve izin alınmıştı. Tanju, Fenerbahçe ikinci Başkanı ve transfer komitesi başkanı Mehmet Özbek’le görüşmüş el sıkışmış ayrılmıştı. Ancak bu transfere başta Başkan Metin Aşık olmak üzere soğuk bakan yöneticiler vardı. Gazetelere o iş olmadı şeklinde yansıdı. İddia edilen rakam 4 milyar idi.


Bu görüşme Galatasaray yönetiminin ve hatta Yurdaşen Karahasan’ın tepkisini çekmişti. Teknik Direktör Mustafa Denizli ise bunların doğal olduğunu, her şeyin açık seçik yapılmasının avantaj olduğunu düşünüyordu.

Federasyon kupası galibiydi Galatasaray. Üç gün sonra kupada da de yendiği sezon şampiyonu Beşiktaş ile en büyük kupada karşılaşacaktı. Başkan Alp Yalman transfer görüşmelerini ve tartışmaları bu maçın sonrasına öteledi.

Cumhurbaşkanlığı Kupasını Özal’dan alan Kaptan, Cüneyt oldu. Tanju’nun kafasının karışıklığı oyununa belirgin yansımıştı. Sıra futbolcuların transferlerine ve de “Tanju sorununa” gelmişti.


KISIM 1 SONU

49 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Prekazi Sultan Ahmet.png