Marble Surface

Rize Bozgunu ve Derwall'in zor anları

Güncelleme tarihi: 19 Oca


Sene 1987,

Aylardan Mayıs...

Galatasaray, 3 Mayıs’ta Fenerbahçe stadında Beşiktaş’ı 2-0’la geçip hem averajını biraz düzeltmiş hem de durumu puan puana getirmişti. 1984 Temmuz’unda gelmiş olan Jupp Derwall’in Galatasaray’ın futbolu üzerine etkisini görmek için futboldan anlamaya gerek yoktu, ama şimdi akıllara başka bir şey düşmüştü. En son on dört yıl önce Kaptan Uğur Köken’in elinde yükselen kupa, 1 ay sonra Cüneyt’in elinde de yükselebilecek miydi... Kulübü, basını, taraftarı ve hatta siyaseti bu düşünce sarmıştı. Öyle ki, Siyasi yasakların referandumla kaldırılması konusunu bile gölgeleyebiliyordu zaman zaman.

İki puan sisteminin son yılı idi. 1984-85 sezonunda Fenerbahçe Beşiktaş’a, 1985-86 sezonunda da Beşiktaş Galatasaray’a Averajla üstünlük sağlamıştı. Beşiktaş, yenilmesine rağmen yine de averaj olarak 7 gol üstün durumda idi.


Bu maçtan sonraki hafta ise iki takım da 1-0’lık galibiyetler aldılar. Farklı skorların alınması son haftalarda iyice zorlaşmıştı. İki puanı zor çıkarabiliyordu artık takımlar.

Artık iş son 4 maça kalmıştı... Hataya yer yok gibiydi.

Galatasaray’ın en çok umut bağladığı hafta gelmişti. Galatasaray Rize’ye gidecek Beşiktaş ise Fenerbahçe ile oynayacaktı. Demeçlere de bu yansıyordu.

Puan puana olan iki rakipten BJK averajla Galatasaray’ın önündeydi. Galatasaray öncelikle Fenerbahçe’nin BJK’ye çelmesini beklenilecek, olmazsa kendi göbeğimizi kendimiz keselim hesabı oynanılacak maçlarda averaj farkı kapatılmaya çalışılacaktı. Geçen sezon ki hayal kırıklığını tekrar yaşamak istemiyorlardı.

Diğer yandan oynayacakları Rizespor, Kocaelispor ve Antalyaspor düşmemeye oynamakta idiler, yani maça asılacak takımlardı. Son hafta ise Eskişehirspor maçı vardı ki, ligin ilk devresinin son maçında Galatasaray’a kök söktürmüş bir takımdı. Ayrıca Federasyon Kupası finalisti idi.

Velhasıl bu maçlar fark atmanın zor olacağı maçlardı.

*

İyi Bir ekipti aslında Rizespor. Kadroda Abdullah Avcı, Hakan Tecimer, Metin, Harun, Turgut, İsa, Mehmet, Ali , Sinan gibi oyuncular vardı.

Sahaları topraktı ve bu durum rakipler için zorlayıcı olabiliyordu.

Rizespor, ligden düşmesi kesinleşen Diyarbakırspor’u yenerek bir miktar rahatlamıştı. Galibiyet olursa Diyarbakır’dan uçakla, olmazsa 19 saat otobüsle dönülecek demişti Başkan, Teknik Direktör Fethi Demircan’a... O söz tutulmuştu ve üzerine İstanbul’da 2 gün konaklanıp gezi bile yapılmıştı. “Rize kurtardı, artık gevşeme başladı” yorumları da peşi sıra geldi. Galatasaray ihtiyacı olan averajın bir kısmını Rize’de kazanabilirdi.

Bu rahat görüntüye rağmen Başkan, Galatasaray maçını ligde kalma açısından önemli görüyor, son 3 haftada korkulu rüya görmek istemiyordu. Galatasaray maçına yüksek prim koyuldu. Böylece, Galatasaray’ın umduğu farklı galibiyeti vermeyeceklerinin sinyalini vermiş oldular.

Galatasaray ise omuzunda çatlak tespit edilen Erhan’dan yoksun olarak Trabzon’a oradan da Rize’ye geçmişti. Erhan, Altay maçında kolunu neredeyse vücudunu ayıramamıştı ve bu da dengesini sağlamasında sorun yaratmıştı. Ayakkabısını bile arkadaşları bağlamıştı sahada. Derwall, bu kez Erhan’ı kullanmayacaktı.


Maçtan önceki gün, Galatasaray kafilesindekiler, Çayeli’nden öteye yali giderim yali türküsüne klip çekercesine antrenman sahası ararlarken yorgun bitkin düştüler. Sonuçta Bahçelerin arasında kalan yeşillik bir alanda son idmanı tamamladılar.

Maç saatinde Atatürk stadı tıklım tıklım dolmuştu. Yaklaşık 14000 Rizespor taraftarına karşılık 1500 civarında da Galatasaray taraftarı vardı.

Maça fırtına gibi giren Rizespor oldu. Daha 3.dakikada Abdullah topu kaleye yöneltmiş, Cüneyt Simovic’i kontrpiyede bırakmış, ama Simovic müthiş çıkartmıştı.

Dakikalar 36’yı gösterdiğinde Hakan’ın ortasına Sinan kafayı vurmuş, Cüneyt topu ancak elle çıkartabilmişti. Coşkun Kutay tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. Abdullah’ın topu yolladığı köşeye uzanan Kaleci Simovic, topa atlasa da çıkartamadı. İlkyarı bu golle 1-0 kapandı. Galatasaray fark için geldiği maçta Simovic’in performansı olmasa daha ilk yarıda fark yiyecekti.


İkinci yarıda Galatasaray oyunu ele almaya çalışsa da pozisyonları yakalayan yine Rizespor oluyordu. Sinan 52. Dakikada öyle bir şut attı ki, tribünler GOOOLLL diye ayağa kalktı; lakin Simovic buna izin vermedi.

Daha 1 dakika geçmemişti ki Semih’ten gelen savunma hatasını Hakan affetmedi ve durumu 2-0’a getirdi.

Sonrasında Galatasaray durumu kurtarmaya çalıştı ve birkaç atak buldu... Şutları Rize defansına, iki topu da direğe takıldı. Yaptığından daha fazla atak gördü kalesinde. Simovic gününde olmasa bu dengesiz kontralarla fark daha da açılabilirdi. Rizespor’da Hakan, genç markajcısı Suat’a rağmen çok etkili oynamış, Abdullah ve Sinan da rakip defansı fazlasıyla yıpratmışlardı.

Takım, teknik heyet ve Başkan son düdükle birlikte adeta tatlı bir rüyadan uyandılar.

On dördüncü yılda umutlar, Atatürk stadının çimlerine gömülmüştü denilirdi ama çim yoktu sahada.

Zoraki demeçler verilmiş ve uçakla İstanbul yolculuğu başlamıştı. Uçakta Derwall’i teselli eden Başkan Ali Tanrıyar oldu. Biraz kendilerine geldiklerinde olumlu mesajlar verildi. Ligin bitmediği, iyi oyun oynayan takımın er geç sonucu da bir gün elde edeceği konuşuldu.

Galatasaray ve dolayısı ile hücum futbolu anlayışını eleştirenler o maç sonrası “Bizim neyi eleştirdiğimizi şimdi anlamıştır Derwall ve kamuoyu” şeklinde ağır yazılar yazdılar maç sonrasında.

Yirmi yaşındaki genç Suat’ın Hakan Tecimer’e adam adama verilmesinin bir kumar olduğuna dikkat çekildi.

Derwall maçtan sonra son derece moralsizdi. Kötü oynadıklarını ama her şeyin bitmediğini söyledi. Defansta Erhan’ın olmamasının bozguna zemin hazırladığına inanıyordu. Bir soru üzerine verdiği “Yönetim isterse 1 yıl daha kalabilirim” demeci gazetelerde “Bir yıl daha Galatasaray’dayım seklinde yayımlandı.


Bu kötü sonucu kimse beklemiyordu ama ilk idmanı 300 kadar taraftarın basacağını da beklemiyorlardı. Polis taraftar ve Derwall arasının yakınlaşmasına mani oldu ama bu Alman Hoca’nın moralini olabildiğince bozdu. Taraftarlar onu istifaya çağırdılar. Oysa ki o az önce futbolcularını çevresine toplamış “ Gazetelerden duyacağınıza benden duyun, seneye yokum” demişti. Benzer açıklamayı kendisini bekleyen 15 civarı gazeteciye de yapmıştı.

Tepkiler karşısında Ergun Gürsoy’a dönerek “Bunlar ne istiyorlar? Gitmemi istiyorlarsa zaten kararımı verdim, gidiyorum” demişti.

Tüm bu görüntüler arasında Derwall’i teselli eden, iki asker ve çiçek veren küçük kız olmuştu belki de.


Başkan Ali Tanrıyar Derwall’in gitmesini, 3 yıl önce başlayan bu serüvenin böyle bitmesini istemiyordu. Futbolcular da Derwall’e yapılanı doğru bulmadıklarını ifade ettiler. Tatsız, tuzsuz çalışmalarına devam ettiler.

Ama Alman Hoca kararlıydı. Hatta yardımcıları da bu işi kafalarında bitirmiş bunu deklare etmişlerdi.

Üç yıl önce Florya’nın toprak sahasında başlayan müthiş serüven, yine bir toprak sahada bitmişti.



74 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Prekazi Sultan Ahmet.png